Eğitim-Bir-Sen, okul şiddeti ve değişen toplumsal şartlar sonrası 12 yıllık zorunlu eğitim sisteminin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı.
Okullarda yaşanan şiddet olayları ve eğitim sistemine ilişkin artan tartışmalar, 12 yıllık zorunlu eğitim modelini yeniden gündeme taşıdı. Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, mevcut şartların geçmiş dönemlerden farklılaştığını belirterek, 4+4+4 sisteminin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Eğitim-Bir-Sen tarafından Ankara’da “Eğitim Ekosisteminde Şiddet: Kurumlar Arası Koordinasyon ve Sorumluluklar” başlıklı geniş katılımlı bir çalıştay düzenlendi. Çalıştayda okul güvenliği, rehberlik hizmetleri, dijital riskler, medya etkisi ve zorunlu eğitim sistemi gibi başlıklar masaya yatırıldı.
Ali Yalçın, çalıştayda yaptığı değerlendirmede, “Ne öğrenci eski öğrenci ne de şartlar eski şartlar” diyerek, ailelerin ve eğitim kurumlarının değişen sosyal yapı karşısında zorlandığını ifade etti.
Yalçın, okullarda rehberlik hizmetlerinin mevcut ihtiyacı karşılamadığını belirterek, her okulda yeterli sayıda rehber öğretmen bulunmasının önemine dikkat çekti. Eğitim ortamlarında yaşanan sorunların erken fark edilmesi ve önleyici tedbirlerin alınabilmesi için rehberlik sisteminin daha güçlü hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Eğitim-Bir-Sen’in Temmuz 2025’te 36 binden fazla katılımcıyla yaptığı çalışmaya da değinen Yalçın, 12 yıllık zorunlu eğitim süresine ilişkin dikkat çeken sonuçları paylaştı.
Araştırmaya göre:
12 yıllık zorunlu eğitim süresinin kısaltılması gerektiğini düşünüyor.
Yalçın, üniversitelerde öğrenim sürelerinin tartışıldığı bir dönemde lise düzeyinin de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Çocukların hazır bulunuşluk düzeyi, hayata hazırlık süreci ve mesleğe geçiş imkanlarının dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Çalıştayda, şiddet olaylarının medya ve sosyal medyada sunuluş biçimi de ele alındı. Failin yöntemlerinin ayrıntılı şekilde aktarılması ve saldırı görüntülerinin tekrar tekrar dolaşıma sokulmasının çocuklar açısından taklit riski oluşturabileceği vurgulandı.
Ayrıca sabah programları, şiddet içerikli diziler, kontrolsüz dijital mecralar ve zararlı akımlara karşı daha güçlü toplumsal ve kurumsal tedbirler alınması gerektiği belirtildi.
Kaynak: Türkiye Gazetesi