Sabah uyanır uyanmaz başlayan o telaş, gün boyu peşimizi bırakmıyor. Toplantıya yetişme stresi, “mesai bitimine ne kadar kaldı?” hesabı derken, gözümüz istemsizce sürekli kadranlarda veya telefon ekranlarında. Ancak uzmanlara göre bu durum basit bir alışkanlık olmanın ötesinde, altında çok daha derin psikolojik dürtüler barındırıyor. Vatandaşın zihnini kurcalayan “Neden sürekli saati kontrol ediyorum?” sorusunun yanıtı, aslında kontrolü kaybetme korkusunda gizli.
Son haftalarda arama motoru verilerine yansıyan tablo oldukça dikkat çekici. İnternet kullanıcılarının “Sürekli saate bakmanın bir adı var mı?”, “Neden sürekli saati kontrol ederiz?” ve özellikle “Zaman kaygısı (time anxiety) nedir?” şeklindeki aramalarında ciddi bir artış kaydedildi.
Bu sorular, modern çağın yeni sendromunu ortaya çıkardı. Peki bu refleksin altında yatan asıl sebep ne? İşte uzmanların dikkat çeken analizi…
Bir iş toplantısı esnasında…
Ya da çalışırken…
Hatta tatilde…
Veya metroda, tramvayda, vapurda, uçakta…
Daha uç bir örnek olarak eşinizle, çocuklarınızla, arkadaşınızla sohbet esnasında…
Böyle ortamlarda sürekli veya sık sık saatinize bakıyorsanız bu ne mana taşımakta?
Çok önemli bir işiniz var o işe yetişme kaygısından mıdır?
Ya da başka bir sebepten midir?
Mutlaka çevrenizde böyle insanlar vardır.
Psikologlara göre sık sık saate bakma ihtiyacı, basit bir meraktan öte; zaman kaygısı, stres veya sosyal bir kaçış stratejisinin işareti olabilir.
Peki, neden sürekli saati kontrol ederiz?
Psikologlar, sık sık saate bakmanın sadece merak veya zaman yönetimiyle ilgili olmadığını belirtiyor.
Bu davranış, bireyin iç dünyasındaki huzursuzlukların ve bilişsel yüklerin dışa vurumu olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre saati sürekli kontrol etme davranışı, genellikle Zaman Kaygısı fenomeninden kaynaklanıyor.
Kişi, zamanın yetmeyeceği veya hayatı verimli geçiremeyeceği endişesiyle kronik bir stres yaşıyor.
Bu davranış, tam tersine stresi artırarak kısır bir döngü yaratıyor.
Saatle obsesif ilişki bazen sosyal bir kaçış yöntemi olarak da ortaya çıkıyor.
* Rahatsız edici bir toplantıda veya yabancı olunan ortamlarda saate bakmak, “buradayım ama gitmem gerekiyor” mesajını veren sözel olmayan bir ipucu olarak kabul ediliyor.
Bilimsel araştırmalar, gelecekteki görevleri unutmamak için saati kontrol etmenin bir bilişsel strateji olduğunu ortaya koyuyor.
Ancak bu kontrol sıklığı arttığında hipervijilans (aşırı tetikte olma) halini alıyor ve mevcut ana odaklanmayı engelliyor.
“Clock-watching” yani sürekli saat kontrolü, düşük iş tatmini ve tükenmişlikle de ilişkili.
Zamanın performans ölçütü olduğu iş ortamlarında çalışanlar, sürekli baskı altında hissediyor ve yaratıcılıkları olumsuz etkileniyor.
Sürekli saate bakmak sadece zamanı görmek değil; kaygı, sıkılma, kontrolü kaybetme korkusu veya mevcut ortamdan uzaklaşma isteğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Zamanı ne zaman kontrol edebildiğinizi ve ne zaman edemediğinizi fark edin.
Zaman konusunda paniğe kapılmadan önce şu gerçekleri göz önünde bulundurun.
Geleceği şekillendirebilirsiniz. Ancak geçmişi değiştiremezsiniz.
Açıkça belli olsa da, bu temel noktaları hatırlamalısınız.
Geçmişi değiştiremeyeceğinize göre, onun için endişelenmemeye çalışmak faydalı olacaktır.
Zaman yolculuğu hala imkânsız. Kontrol edebileceğiniz geleceğe odaklanın.
Eğer bir toplantıya geç kalıyorsanız, derin bir nefes alın. Daha erken çıkmadığınız için kendinizi eleştirmek yerine, kendinize “Önemli mi?” diye sorun.
Kaygı belirtilerini bastırmaya çalışmak, toplantıya vardığınızda bile katılamayacak kadar sinirlenmeden önce sakinleşmenize yardımcı olabilir.
Bilişsel davranışçı terapi konusunda uzmanlaşmış psikoterapist Somia Zaman’a göre, kasıtlı olarak geç kalmaya çalışmıyorsunuz ya da başkalarının zamanına veya duygularına önem vermiyorsunuz.
Bazı insanlar doğuştan iyimserdir ve yoğun programlarında her şeyin üstesinden gelebileceklerine inanırlar. Hatta Zaman’a göre bu kişiler “aşırı planlayıcıdırlar” ve genellikle tek bir güne çok fazla şey yüklerler.
Son teslim tarihlerini planlarken esnek olun. Bir göreve ayırdığınız süre ne olursa olsun, tahmininizi ikiye katlamaya çalışın.
Çalışmalarınızı planlarken beklenmedik işlerin ortaya çıkabileceğini unutmayın.